Yapı Kredi Vedat Nedim
Tör Müzesi, dünyanın ilk Frig sergisinden sonra bu kez de kâğıt paralar üzerine
kapsamlı bir sergiye ev sahipliği yapıyor. “İmparatorluktan Cumhuriyete Kâğıt
Paranın Öyküsü” adlı sergi, 29 Mayıs – 31 Ağustos 2008 tarihleri arasında
ziyaret edilebilecek.
Dünyada tek örneği bulunan el yazması ve faizli kaimeler, ordu
kaimeleri, belediye paraları, çok dilli paralar, kilise paraları, Atatürk ve İnönü
resimli paralar, sergide anlatılan öykülerin kahramanları olacak. Sergide, kâğıt
paralar ve karşılığı değerler, zamanın uluslararası ekonomik olayları Prof. Dr.
Ali Akyıldız`ın ve Güçlü Kayral’ın metinleri eşliğinde sunuluyor. Kağıt
paranın nesnel varlığının yanında, günlük ve ekonomik yaşamdan fotoğraflar,
kartpostallar, hisse senetleri, antetli şirket faturaları ve tanıtım kartları gibi
arşiv belgeleri de sergiye renk katıyor. Sergilenen paraların fotoğraf ve öyküleri
Osmanlı para politikaları tarihine ışık tutacak nitelikte.
Gelibolu İşgal Paraları
Sergideki tarihe tanıklık etmiş her bir paranın ayrı bir hikâyesi var. İngiliz
Gelibolu işgal paraları bunlardan biri. I. Dünya Savaşı sırasında İngiliz Hazine
Dairesi, Akdeniz’deki kuvvetlerinin kullanımı için paralar bastırdı. İngilizler,
Gelibolu çıkarmasından o kadar emindiler ki işgalde kullanacakları paraları da
yanlarında getirdiler. Savaşa katılan İngiliz askerlerinin anılarına göre bu
paralar dağıtılır ancak çıkarma harekâtı felakete sürüklenince bir hafta içinde
geri toplanır. Bu paralar, normalde pullar için hazırlanan çok ince kağıtlara
basılmıştı.

Para Pul Oldu
Paranın pul olması da sergide anlatılan en ilginç
hikâyelerinden... Osmanlı Hükümeti, ülkede yaşanan bozuk para sıkıntısını pek
çok girişime karşın bir türlü çözemeyince 1878 yılında damga ve posta
pullarının arkalarına karton yapıştırarak bozuk para haline getirir. Pulların
tedavüle çıkarılması hâlen kullandığımız “para pul oldu” deyiminin
kaynağıdır.

Kalpazanlığı Devlet Yaparsa…
Kalpazanlığın, kimi zaman devlet eliyle düşman ülke
ekonomilerini çökertmek amacıyla yapıldığını yine bu sergiden öğreniyoruz. I.
Dünya Savaşı sırasında İngilizler, zaten zayıf olan Osmanlı ekonomisine darbe
vurmak için Vahdettin döneminin sahte 10 liralık banknotlarından bastırırlar. 28
Mart 1334 tarihli bu paranın İngiliz Savaş Konseyince basıldığı çeşitli
yayınlarca ortaya çıkarıldı. Gerçeğinden ayırt etmek oldukça zor olan bu sahte
paranın kâğıdı daha kalındır. Ayrıca arka yüzde bulunan küçük kupür
yazıları ters basılmıştır.
Batan Geminin Paraları
Kâğıt para basma teknolojisine sahip olmayan Türkiye, uzun
yıllar yüksek maliyetlere katlanarak bu paraları ithal etmek zorunda kaldı. Hava yolu
taşımacılığının gelişmediği 1930’lu ve 40’lı yıllarda bu paralar deniz yolu
ile taşınıyordu. 15 Mart 1940 tarihinde Londra’daki “Bradbury, Wilkinson &Co”
şirketine 40 milyon adet 50 kuruşluk banknot sipariş edilir. Parayı taşıyan
Yorkshire adı gemi, mola verdiği Yunanistan’ın Pire Limanı’nda Alman savaş
uçakları tarafından batırılır. Su yüzüne çıkan ve savaş yıllarının prestijli
Türk banknotları yağmalanır. Yunan hükümetinin ele geçirebildiği banknotlar
Türkiye’de imha edilse de, tedavülde olmayan bu banknotlar Yunan tüccarlar
tarafından olaylardan haberi olmayan doğu illerinde halka verilir. Ankara Hükümeti,
1945 yılına dek piyasada dolaşan bu banknotları toplayabilmek için yoğun uğraş
verir.
Dünden Bugüne Para:
İlk çağlardan itibaren insanlar çeşitli malları para yerine
kullanmışlar fakat mal mübadelesi ticaretin gelişmesiyle zorlaşmıştır. Tarihteki
ilk “mal-para”, M.Ö.7. yüzyılda Anadolu’da Lidyalılar tarafından basılan
elektron sikkelerdir. İlk kâğıt para M.Ö. 140 yılında Wu-ti
Hanedanı zamanında Çinlilerce kullanıldığı ve Moğollar zamanına
kadar aralıklarla tedavül ettiği genelde kabul edilir. Moğol hanı Kubilay
Han 1260-1290 yılları arasında iki kere kâğıt para bastırmıştır.
Uygurlar da, 11.yüzyılda Kumdu adı verilen ve kumaş parçaları üzerine
mühürler basılı paraları kullanmışlardır. Ayrıca, Suvar Türkleri de
Ekin (Suvar Türklerinin kumaş-parası) denilen kumaş ve İdil Bulgarlarıyla
Hazarlar da deri-paraları kullanmışlardır.
Avrupa’da ilk kâğıt para İsveç’teki Stockholm Bankasınca 1666`da basıldı.
1672’de İngiltere’de de Goldsmith’s paraları denilen kâğıt para piyasaya
sürüldü. Amerika’da ise, 1690 yılında asker maaşlarına karşılık olmak üzere
İngiliz kolonisi olan Massachusetts Hükümeti tarafından çıkarılır ve
bunu diğer koloniler izler. Kâğıt para serüveni, Fransa’da 1716’da kurulan La
Banque Générale isimli özel banka ile başlar.
Osmanlı İmparatorluğunda ilk kâğıt para 1840 yılında
çıkarılır. Ancak kâğıt para ilk başta bu günkü kullanımından farklı olarak,
iç borçlanma aracı niteliği taşımaktaydı; yani faizliydi. Osmanlı mali yönetimi
kıriz dönemlerinde başı sıkıştıkça kâğıt para tedavülüne başvurdu. İlk
çıkanlar, Tanzimat reformlarının finansmanı için 1840-1863 Abdülmecid ve Abdülaziz
dönemlerinde; ikinci defa
Osmanlı -Rus savaşının finansmanı için, 1876-1879 V. Murad ve II.Abdülhamid
dönemlerinde; son olarak da, I. Dünya Savaşı’nın finansmanı için 1912-1920 Reşad
ve Vahdeddin dönemlerinde basıldı.
Bu son paralar Cumhuriyetin ilk beş senesinde, 1928 yılına kadar
tedavülde kaldı. Cumhuriyet, ilk kağıt parasını 1927 yılında bastırabildi, ancak
bunlar harf devrimi öncesi olduğundan Arap harfleriyle basılmıştı. Nisan 1938 de
Latin harfli banknotlara geçildi. Ancak Atatürk’ün ölümü üzerine İsmet İnönü
paralara kendi resmini koydurdu. 1950’lere gelindiğinde Demokrat partinin ilk
işlerinden biri paralara Atatürk resimlerini tekrar koydurmak ve paraları renklendirmek
oldu. 1970’ler ise Türkiye’nin enflasyonla tanışma dönemiydi ve bu paralara da
yansıdı. 80’lere gelindiğinde kuruş unutulup bol sıfırlı günlere geçildi.
90’larda en küçük birim milyon olmuş, paralardaki sıfırlar sayılmaz hale
gelmişti.
Koordinatörlüğünü Şennur Şentürk’ün yaptığı serginin
nümizmatik danışmanlığı ve hazırlık çalışmaları Güçlü Kayral tarafından
yürütüldü. Serginin diğer danışmanı ve Türkiye’nin en önemli kâğıt para
koleksiyonerinden Mehmet Tezçakın koleksiyonu, Yapı Kredi Koleksiyonu, Osmanlı
Bankası Müzesi, Darphane Arşivi, Mehmet Gacıroğlu, Tunç Buyurgan ve Haldun Akayaz
koleksiyonundan alınan örneklerle “İmparatorluktan Cumhuriyete Kâğıt Paranın
Öyküsü”, 168 yıllık sürede yaşanan çok sayıda olay ve öyküyle dolu bir sergi.
Prof Dr. Ali Akyıldız’ın metinleri ile belgesel niteliğinde bir sergi kitabı da
sergiye eşlik ediyor.